logo
HOME BLOG QURANIC HADITH FIQH tGFH English CONTACT hamburger menubar icon

El-Albānī Kimdir?

Zamanımızın Önde Gelen Reformcusu

el-Albānī Hakkında Kısa Bir Rehber


Yazan: Dr. Cibril Fuad Haddad


Tweet #omarkn

-


Tercüme: Murat Yazıcı

[Not: Köşeli parantez içindeki notlar mütercim tarafından eklenmiştir.]

Nāsıruddīn el-Albānī günümüz Vehhabī ve “Selefīleri” arasında en önde gelen bir bid’atçı ve reformcudur. Meslek olarak saat tamircisidir. Kendi kendisini eğiterek [sadece kitap okuyarak] hadīs ālimi olmak iddiasında olan bir kişidir. İslāmī ilimlerden herhangi birinde bir hocası [ve icazeti] yoktur. Kur’an-ı kerimi veya herhangi bir hadīs, fıkıh, akaid, üsūl veya imlā kitabını ezberlemediğini itiraf etmiştir. Büyük Ehl-i sünnet ālimlerine hücum ederek ve fıkıh ilmini aşağılayarak meşhur olmuştur. Bilhassa, bir Hanefi fıkıhçısı olan babasının mezhebine karşı kötü niyet sergilemiştir.

Allahü teālānın dostlarına ve tasavvuf ehline karşı aşırı saygısızdır. Önce Suriye’den, sonra Suudi Arabistan’dan çıkarılmış, 1999’da ölene kadar Amman-Ürdün’de ev hapsi altında yaşamıştır. Bid’atçıların, kendilerine has yeni yollar tutan reformcuların ve “Selefī” ve Vehhabī sempatizanlarının kıblesi olmaya devam etmektedir. Kitap tüccarlarının ve birçok eğitimsiz Müslümanın tercih ettiği bir yazardır. Çağımız Sünnī ālimlerinin ekserisi onun sapıklıkları hakkında ikazlarda bulunmuş ve birçokları onu reddeden makaleler veya kitaplar yazmışlardır. Bunlardan bazıları şunlardır:

1 - Hindistanlı hadīs ālimi Habiburrahman el-A'zami: 4 ciltlik "el-Albānī Şudhudhuhu ve Ahtā’uh" (Albānī’nin Sapmaları ve Hataları).

2 - Suriyeli ālim Muhammed Sa’id Ramazan el-Buti iki klasik eser yazmıştır: "El lā mezhebiyye ehtaru bid'atin..." (Bir Mezhebe Tābi’’ Olmamak Şerī’atı Tehdid Eden En Büyük Tehlikedir) ve "Es Selefiyye Merhalatun Zemaniyyetun Mübareke lā Mezhebun İslāmi" (Selefin Yolu Mübarek ve Tarihī Bir Çığırdı, İslāmī Bir Mezheb Değildi).

3 - Faslı hadīs ālimi Abdullah ibni Muhammed ibni Sıddīk el-Gummari: "Irğam el mubtedi' el ğabi bi cevaz-it tevessul bi-n Nebī fi-r Redd 'alel Albānī el vabi" (Muzır el-Albānī’ye Reddiye: Akılsız Bid’atçının Peygamber aleyhisselām ile Tevessülün Cevāzına Mecbur Edilmesi), "El kavl-ul mukni' fi-r redd 'alel Albānī'l mubtadi'" (Bid’atçı el-Albānī’nin Reddi için İkna Edici İzah) , "Itkan es-sun'a fiy tahkik ma'nal bid'a" (Bid’atın Ma’nāsının Tahkiki için Hassas Çalışma).

4 - Faslı hadīs ālimi Abdulaziz ibni Muhammed ibni Sıddīk el-Gummari: "Beyan neks-el nekīs el mu'tadi" (İsyancının İhanetinin Teşhiri).

5 - Suriyeli hadīs ālimi Abdu'l-Fettah Ebū Gudde: "Redd 'alel ebatil vel iftira-āt nasir el-Albānī ve sahibihi sabikan Zuheyr el-Şeviş ve mu'azirihima" (el-Albānī’nin ve eski arkadaşı Zuheyr el-Şeviş’in ve Destekçilerinin Yalanlarının ve Uydurmalarının Reddi).

6 - Mısırlı hadīs ālimi Muhammed Avvame: "ādāb el-İhtilāf" (Görüş Farklılıklarını Uygun Şekilde İfade Etme Adabı).

7 - Mısırlı hadīs ālimi Mahmud Sa'id Memduh: "Vusul et-Tahani bi isbat Sunniyet-üs subha ve-r redd 'alel Albānī" (el-Albānī’ye Reddiye: Tesbihin Bir Sünnet Oluşunun Teyidi ve Karşılıklı Faydanın Varışı), Tenbih-ül Muslim ila ta'addi-l Albānī 'ala Sahihi Muslim" (el-Albānī’nin Sahih-i Müslim’e Saldırısı Hakkında Müslümana İkaz).

8 - Suudi hadīs ālimi İsma'il ibni Muhammed el-Ensār: "Te'akkubat 'ala "silsilet-ul Ehadīs ed-da'īfe vel mevdu'e" lil Albānī" (el-Albānī’nin Zayıf ve Mevdu Hadīsler Hakkındaki Kitabının Tenkidi), "Tashih Salat-ut Teravih 'işrīne rek'aten ve-r redd 'alel Albānī fi tad'īfih" (Teravih Namazının Yirmi Rekat Oluşunun Doğruluğunun Tesbiti ve el-Albānī’nin Bunu Zayıflatmasının Reddi), "İbahat et-tahalli biz'zeheb el muhallak lin-nisa ver-redd 'alel Albānī fi tahrīmih" (Kadınların Altın Takıları Kullanmasının Cevāzı ve el-Albānī’nin Bunu Yasaklamasının Reddi).

9 - Suriyeli ālim Bedreddin Hasan Diab: "Envar el mesabīh 'ala zulumat el-Albānī fi salat-et teravih" (el-Albānī’nin Teravih Namazı Üzerindeki Karanlığının Aydınlatılması).

10 - Dubai'ın Diyanet İşleri Reisi 'İsa ibni Abdullah ibni Mani' el-Himyāri: "El i'lam bi istihbab şedd er-rihāl li Ziyareti Kabri Hayr-il Enām" (Mahlukatın En Hayırlısının Kabrini Ziyaret için Seyahatin Tavsiyesi Hakkında Bildirim), "El bid'a el hasene aslun min usul-it teşri'" (Bid’at-ı Hasene İslām Hukukunun Kaynaklarındandır).

11 - Birleşik Arap Emirlikleri'nin Diyanet İşleri Bakanı Şeyh Muhammed ibni Ahmed el-Hazreci’nin makalesi: " el-Albānī: tetarrufātuh" (el-Albānī’nin Aşırılıkları).

12 –Suriyeli ālim Firas Muhammed Velid Veys’in neşre hazırladığı İbni Mulakkin’e ait Sünniyyatü'l-Cumu'atü'l-Kabliyye’deki bir yazısı (Cuma Namazından Önce Kılınması Gereken Sünnet Namazlar).

13. Suriyeli ālim Semir İslāmbulī: el-Ahad, el-İcmā', en-Nesh.

14. Ürdünlü ālim Es'ad Selim Tayyim: Beyanu Evhāmi'l-Albānī fī Tahkikihi li Kitāb Fazlu's-Salāti 'ale'n-Nebī sallallahu aleyhi ve sellem (el-Albānī’nin Fazlu's-Salāti 'ale'n-Nebī Kitabını Neşrederken Yaptığı Hataların Teşhiri).

15 - Ürdünlü ālim Hasan Ali es-Sakkaf: 1. Tanākuzātü'l-Albānī el-Vādihati fī ma Vaka'a fī Tashīhi'l-Ahadīsi ve Tad'īfiha min Ahta'in ve Galtatin, iki cilt (Albānī’nin Hadīsleri Sahih veya Zayıf İlan Ederken Yaptığı Hatalarda ve Gaflarda Mevcut Açık Çelişkileri), 2. İhticācu'l-Ha'ibi bi 'İbārāti men İdde'a el-İcmā'a fe Hüve Kāzibun (Beceriksizin “İcma Vardır Diyen Yalancıdır!” İfadesine Sığınışı), 3. el-Kavlü'z-Zabtu fī Siyami Yevmi's-Sebt (Cumartesi Günleri Oruç Tutmak Hakkındaki Sağlam İzahat), 4. el-Lecifu'd-Du'af li'l-Mutala'ib bi Ahkami'l-İ'tikaf (İ’tikafın Hükümleriyle Oynayan Kişiye Öldürücü Darbe), 5. Sahih Sıfat Salat en-Nebī sallallahu aleyhi ve sellem (Peygamberimizin Namazının Doğru Tarifi), 6. İ'lamu'l-Ha'id bi Tahrimi'l-Kur'ani 'ale'l-Cünübi ve'l-Ha'idi (Hayzlıya ve Cünübe Kur’an-ı Kerimin [tutmanın ve okumanın] Yasaklığı Konusuna Burnunu Sokan İşgüzar Kişinin Değerinin Takdiri), 7. Telkihu'l-Fuhumi'l-'Aliyeti (Yüksek Anlayışın Sık Tekrarla Öğretilmesi), 8. Sahihu Şerhi'l-'Akideti't-Tahāviyye (İmam Tahāvī’nin Akidesinin Doğru İzahatı).

Albānī'nin bid'atları arasında şunlar vardır:

1. Adabuz Zifaf [Evlenme Adabı] kitabında kadınların altın yüzük, bilezik, zincir vs. giymesini yasaklamaktadır; bu ulemānın icmā’ına aykırıdır. [Mütercimin notu: Albānī’nin bahis konusu kitabının tercümesindeki yazı şöyledir: “Bazı erkekler nişan yüzüğü adı altında parmaklarına altın yüzük takarlar. Bu ādet bize Hıristiyanlardan geldiği için evvela onlara benzemek olur. Sonra da İslām prensiplerine göre, altın takmak erkeklere zaten haramdır. İleriki sayfalarda zikrettiğimiz, altını kadınlara bile yasak eden nasslara muhalefet etmektir.” (N. Albānī, Hadīs-i Şeriflere Göre Evlenme Adabı, Arslan Yayınları, s. 64) Bu kitabın mütercimi Ali Arslan, bir not ilave etmiş: “Bu fetva, dört mezhebe muhaliftir. Dört mezhebe göre de altın kadınlara helaldir, bilinsin.” (s.66)]

2. Ticaretten kazanılan paranın % 2,5’lik zekāta tābi’ olmadığını iddia etmektedir. [Halbuki] Ticaret Müslümanların arasında parayı deveran ettiren en temel faaliyettir.

3- Cumartesi günleri oruç tutmayı mutlak olarak yasaklamaktadır.

4- Üç Mescid dışındaki herhangi bir mescidde iʿtikaf yapmayı yasaklamaktadır.

5. Ramazan ayında, şerī’atın tarif ettiği akşam vaktinden önce ve hakiki imsaktan sonra yiyip içmenin cāiz olduğunu iddia etmektedir.

6. Hanefī fıkhını [bugünkü] İncil'e benzetiyor. (Bkz. Münzirī'nin Sahih-i Müslim Muhtasarı'na yaptığı yorum, 3. Baskı, Beyrut: el-Mekteb el-İslāmī, 1977, s.548). Bu ifade sonraki baskılardan çıkarılmıştır.

7- İnsanları, selef imamları (mesela, dört mezheb imamı) yerine kendisini taklid etmeye davet etmektedir. Takipçileri Albānī’nin görüşlerine uymayan hadīs-i şerifleri geçersiz kılmaya çalışmaktadırlar.

8- Kasden terk edilen namazların kazā edilmesini yasaklamaktadır.

9. Hayızlı kadının ve cünübün Kur’an- kerimi okumasının, tutmasının ve taşımasının cāiz olduğunu iddia etmektedir.

10. Peygamberimizin (sallallahü teālā aleyhi ve sellem) kabrinin mescid içinde bulunmaya devam etmesinin Medīne’de mevcut bid’atlardan biri olduğunu tekrar tekrar iddia etmektedir.

11. Peygamberimizin (sallallahü teālā aleyhi ve sellem) kabrini ziyaret etmek veya O’ndan şefaat istemek maksadıyla seyahat edenin yanıltılmış bir bid’atçı olduğunu iddia etmektedir.

12. Allahü teālāyı hatırlamak için elinde tesbih taşıyanın yanlış yapığını ve bid’atçı olduğunu iddia etmektedir.

13. Allahü teālā için Arş’ın üzerinde bir mekān uydurmuş ve buna el-mekān el-ademī (mevcut olmayan mekān) adını vermiştir.

14. Tamamü'l-minne isimli kitabında istimnānın [masturbasyonun] orucu bozmadığını iddia etmektedir.

15. Sahih-i Müslim ve Sahih-i Buhārī’nin “düzeltilmiş” baskılarını neşretmiş ve “muhtasar” [kısaltılmış] ismini vererek hileli bir yol izlemiştir. Böylece bu temel ve mühim kitabların bütünlüğünü [bozulmamış hallerini] ihlāl etmiştir.

16. Dört Sünen’in, İmam Buhārī’nin Edeb-ül Müfred’inin, Münzirī’nin Tergib ve Terhib’inin ve Süyūti’nin Cami'üs - Sağir'inin değişik bir şablonla yeni baskılarını neşretmiş ve bunların her birini “Sahih” ve “Zayıf” adını verdiği iki kısma ayırarak bu temel kaynakların bütünlüğünü [bozulmamışlığını] ihlāl ve tahrif etmiştir.

17. Diyor ki: “İlāhī sıfatları te’vil edenlerin bir çoğu zındık değillerdir, ama zındıkların söylediğini söylemektedirler.” Yine diyor ki: “Te’vil ile ta’til aynı şeydir.” (Fetāvā (s. 522-523) ve Muhtasar el-Uluv (s. 23 vd.)).

18. Kasas/88’deki “O'nun vechinden [zatından] başka her şey yokluğa mahkumdur” meālindeki āyette geçen “vech” kelimesini hākimiyet ve mülk olarak açıkladığı için Buhārī’nin kāfir olduğunu imā etmektedir. İmam Buhārī Sahih’inin Tefsir Kitabı kısmında der ki: “Vechi hariç, mülkü hariç ma’nāsındadır. Şöyle de söylenmiştir: Sadece O'nun vechi için yapılanlar hariç...” [Mütercimin notu: Kurtubī Tefsiri’nde diyor ki: “Ebū't-Aliye ve Süfyan da şöyle demişlerdir: Kendisi ile yalnız­ca O'nun Vechi dilenen şeyler... (kalıcıdır) demektir. Yani sadece O'na yakınlaşmak maksadı ile yapılan ameller kalıcıdır.”] Buna karşı Albānī şu lafı ağzından kaçırmaktadır: “Hiç bir gerçek mü’min böyle bir şey demez” ve “el-Buhārī’nin böyle söylemediğini düşünmeliyiz.” (Fetāvā s. 523)

19. Albānī el-Tevessül isimli kitapçıkda Mu’tezileyi taklid ederek, Peygamberimiz (sallallahü teālā aleyhi ve sellem) veya Evliyadan biri vasıtası ile tevessül, istigase ve teşeffü’yü İslām’daki haramlardan biri olarak ilan etmekde ve şirke denk olduğunu söylemektedir. Arkadaşları İbni Baz ve el-Kahtani (bkz. el-Vela ve el-Bera) gibi taklidçileri ve başkaları da böyle iddia ediyorlar. Bunlar böylece çok sayıdaki sağlam ve açık rivāyeti inkar etmiş oluyorlar. Meselā, İmam Buhārī’nin İbni Ömer’den (radıyallahü anh) rivāyet ettiği şu hadīs-i şerif böyledir: “Kıyamet Günü güneş öylesine yaklaşacaktır ki, akan terler kulakların ortasına kadar erişecektir. Böyleyken Adem aleyhisselāmdan yardım isterler (istigasu), sonra Musa aleyhisselāmdan, ve sonra Muhammed aleyhisselāmdan. Muhammed aleyhisselām onlar için şefaat edecektir (fe yeşfe’u)... ve o gün Allahü teālā O’nu yüce bir makama çıkaracaktır, böylece ayakta duran herkes (kāfirler dahil) O’nu öveceklerdir (yehmeduhu ehlu el-cem’i küllühüm).”

20 - Ölüm meleğinin isminin Azrāīl olduğunu inkār etmekte ve bu ismin İsrailiyattan başka kaynağı olmadığını söylemektedir. Halbuki, Kādī İyād rahimehullah Şifā-i Şerīf’de bu konuda icmā’-ı ümmet olduğunu bildirmektedir.

21 - Diğer Vehhabīler ve “Selefī” bid’atçılar gibi Albānī de Eş’arīlerin, Mātürīdīlerin ve tasavvufçuların Ehl-i sünnet dışı ve hatta İslām dışı olduğunu iddia etmektedir. Halbuki Allahü teālā ve Peygamberi (sallallahü teālā aleyhi ve sellem) bunları övmüştür! “Allah onun yerine öyle bir kavim getirecek ki, Allah onları sever; onlar da Allah'ı severler...” (5:54) meālindeki āyet-i kerīme indikten sonra, Peygamberimiz (sallallahü teālā aleyhi ve sellem) Ebū Musa el-Eş’arī’ye işaret etti ve dedi ki: “Onlar bu zatın kavmidir.” (İyad’dan rivāyet eden İbni Ebi Şeybe ve el-Hākim bunun Müslim’in kıstasına göre sahih olduğunu söylemişlerdir. Ayrıca el-Heysemī’nin sahih olduğunu bildirdiği bir isnadla el-Taberānī tarafından rivāyet edilmiştir.) el-Kuşeyrī, İbni Asakir, el-Beyhakī, İbni Sübkī ve başkaları dedi ki: Ebū Hasen el-Eş’arī’nin takipçileri –yani Eş’arīler, ki ekserisi tasavvuf ehlidir- Ebū Musa’nın kavmine dahildir çünkü, bir Peygamberin kavminden bahsedilen her yerde kasdedilen o Peygambere tābi’ olanlardır. [Mütercimin notu: Ehl-i sünnet i'tikādındaki iki mezheb imāmından biri olan Ebū Hasen el-Eş’arī (Ali bin İsmāil) hazretleri Eş'arī kavmindendir. Şeceresi şöyledir: Ali bin İsmāil bin İshāk bin Sālim bin İsmāil bin Abdullah bin Mūsā bin Bilāl bin Ebī Biirde bin Ebū Musel-Eş’arī. Ayrıca bkz. Kurtubī Tefsiri, Māide/54.]

Mātürīdīlere gelince, Hākim, Zehebī, Süyūtī ve Heysemī'ye göre Bişr el-Ganevī veya Bişr el-Has’ami'den sahih bir zincirle gelen şu hadīs-i şerifde onlara atıfda bulunulmaktadır: “Kostantiniyye elbette feth edilecektir. O’nu feth eden kumandan (Fatih Sultan Mehmed, Allahü teālā ondan razı olsun), ne güzel kumandandır! Onu fetheden asker ne güzel askerdir!” Hem kumandan hem de asker klasik Hanefi Mātürīdī idi ve biliniyor ki Fatih Sultan Mehmed tasavvufçuları sever ve sayardı, tevessül yapardı ve bir şeyhe bağlıydı.

Üstelik, Mātürīdīlere, Eş’arīlere ve Ehl-i Tasavvufa düşmanlık nifāktır ve İslām ümmetine düşmanlıktır; çünkü İslām ālimlerinin ekserisi bu tarife dahil [Mātürīdī, Eş’arī ve tasavvuf ehli] idi.

22- En az beş kitabında Medīne-i Münevvere'de Mescid-i Nebevī'deki Yeşil Kubbe'nin yıkılmasına ve Peygamberimizin (aleyhisselām) kabrinin mescid dışına alınmasına çağrı yapmıştır (Ahkāmu'l-Cenāiz ve Bidaʿuha, Telhis Ahkāmu'l-Cenāiz, Tahziru's-Sācid, Hiccet el-Nebī, and Menasik el-Hac ve el-ʿUmre). [Mütercimin notu: Sevgili Peygamberimizin (aleyhisselām) kabrinin mescid içine alınması Halife Velid zamanında, Ömer bin Abdülaziz Medīne valisi iken 87-88 senelerinde gerçekleşmiştir.]

23 - Diyor ki: "Peygamberin (aleyhisselām) kabrinin yanında kendisine selām verenleri işittiğine dair hiç bir delil bulamadım" ve "İbni Teymiyye'nin (Mecmū'u'l-Fetāvā (27:384)) Peygamberin (aleyhisselām) yakında bulunanların selāmını işittiğine dair iddiasını nereden aldığını bilmiyorum." (Numan Alusi’ye ait el-āyāt'ul-Beyyināt hakkındaki notlarında (s.80) ve Silsiletut Da’ifa isimli eserinde (No: 203).) Bu ve bir evvelki [22.] maddeki görüşleri Albānī'nin en büyük anormallikleri arasındadır ve hiç şüphesiz bid'at ve sapıklık imzasını taşımaktadır.

24. Bayram günlerinde akrabaları, komşuları ve arkadaşları ziyaret etmeyi bid'at sayıyor ve yasaklıyor (Fetāvā, s. 61-63).

25. Dar’ül-harb olması gerekçesiyle Müslümanların toplu olarak Filistin’i terk etmeleri ve yahudilere bırakmaları gerektiği yönünde bir fetva vermiştir (Fetāvā, s. 18).

26. Salat el-Nebī kitabında, teşehhüdde söylediğimiz “Allah’ın selām, rahmet ve bereketi Senin üzerine olsun” ifadesi yerine “...O’nun üzerine olsun” ifadesini tavsiye etmektedir. Bu görüşü dört Sünnī mezhebe aykırıdır. Buna dayanak olarak Peygamberimizin vefatından sonra Sahabelerin dolaylı hitab formülünü kullandıklarından bahseden bir İbni Mesud hadīsini öne sürmektedir. Ancak Peygamberimiz (sallallahü teālā aleyhi ve sellem) bizzat kendisinin namaz kıldığı gibi kılınmasını emretmiş ve “Ey Nebī, Allah’ın selām, rahmet ve bereketi Senin üzerine olsun” demiştir ve vefatından sonra bunu değiştirilmesini emretmemiştir. Üstelik, sünnetlerine tābi’ olmamız emredilen Ebū Bekr ve Ömer (radıyallahü anhüm) gibi büyük sahābīler de diğer sahābīlere ve tābi’īne böyle bir değişiklik öğretmemişlerdir!

27. Teravih namazının 11 rekattan fazla kılınmasını yasaklamaktadır. Buna dayanak olarak Peygamberimizin (sallallahü teālā aleyhi ve sellem) 11 rekattan fazla kılmadığını öne sürmektedir. Bu tavrıyla, Peygamberimizin (sallallahü teālā aleyhi ve sellem) kendisinden sonra gelen Hulefā-i rāşidīn’in sünnetine uyulması yönündeki açık emrine küstahça karşı gelmektedir.

28. On bir rekat teheccüd namazı kıldıktan sonra fazladan nāfile namaz kılmanın bir itaat fiili olmaktan ziyade bir bid’at olduğunu iddia etmektedir. Bu görüşüne gerekçe olarak Peygamberimiz “tüm hayatında hiç bir zaman 100 rekat namaz kılmamıştır” demektedir (Fetāvā, s. 315-316). Halbuki ālimler Peygamberimizin belli bir miktar bildirmeden tavsiye ettiği bir iş için bir üst sınır olmadığı konusunda sözbirliği yapmışlardır. Üstelik, Peygamberimiz üç ayrı sahih rivāyette şöyle buyurmuştur: “Bilin ki iyi işlerinizin en iyisi namazdır” (İbni Mace ve İmam Ahmed), “Namaz nūrdur” (Müslim, Tirmizi, Nesai, İbni Mace, İmam Ahmed, Darimi) ve “Gece namazı ikişer (rekat) kılınır ve eğer biriniz sabah namazının vaktinin girmesinden korkarsa bir tek kılsın” (Dokuz hadīs kitabında mevcut İbni Ömer rivāyeti). Ayrıca, İmam Abdülhayy Leknevī’nin İkāmetu'l-Hücce alā enne'l-İksār fi'Ta'abbüd Leyse bi Bid'a kitabının ikinci kısmında derlediği birçok sahih rivāyetle sabit olmuştur ki Eshab-ı Kiram (aleyhimürrıdvan) ve Selef-i Salihin her gün yüzlerce ve hatta binlerce rekat namaz kılarlardı!

29. Cuma’nın iki ezanı arasında ve namazdan önce dört rekat namaz kılmanın bid’at olduğunu kabul etmektedir. Halbuki, Peygamberimizden (aleyhisselām) sahih olarak rivāyet edilmiştir ki Peygamberimiz Cuma’dan önce dört rekat ve Cuma’dan sonra dört rekat namaz kılardı (Hazret-i Ali ve İbni Abbas’tan (radıyallahü anhüm) hasen bir zincir ile: El-Irakī (Tarhu't-Tesrib, 3:42), İbni Hacer (Telhīs'ül-Habīr, 2:74), el-Tahanavi (İlāu's-Sunen, 7:9).)

30. Sakalı bir tutamdan fazla uzatmanın haram ve bid’at olduğunu söylemektedir. Halbuki şerī’atte buna bir delil yoktur ve ulemādan kimse böyle bir şey söylememiştir (Fetāvā, s. 53) [Mütercimin notu: Sakalın bir tutamdan fazlasını kesmek sünnettir. Bkz. İbni Abidin.]

31- Geçmiş ulemāyı ve çağdaşlarını aşağılamak ve kötülemek yönündeki meylinin dizginini salıvermektedir. Netice olarak, Albānī’nin yazılarını içlerinde mevcut menfur ve kötü niyetli yaklaşımdan etkilenmeden okumak zordur. Mesela, Buhārī’nin Edebü’l-Müfred’inin geçmişteki editör ve şarihlerini “günahkār”, “dayanılmaz oranda cahil” ve hatta “yalancılar” ve “haydutlar” diyerek karalamaktadır. Bunlardan biri hakkında diyor ki: “(Onun seçimlerinde) O kadar çok zayıf hadīs var ki... bu İslām dışı bir yaklaşımdır”. Bir başkası hakkında şöye diyor: “Bu müsamaha edilmemesi gereken cehalettir”. Bir başkası hakkında da “Uydurma ve açık yalan... Onun baskısı (geçmiş bir baskıdan) çalıntıdır.” (Sahihü'l-Edebi'l-Müfred, Giriş Kısmı, s. 15, 20, 26). Bunlar gibi misaller aslında Şeyh Hasan Ali el-Sakkaf tarafından derlenmiş olan “Albānī’nin Ümmetin ālimlerine Karşı Sarfettiği Hakaretlerin ve Tiksindirici İfadelerin Sözlüğü” başlıklı bir kitabı doldurmaktadır.

32. İbni Hazm’ın ihtilafların hiç bir zaman rahmet olamayacağı ve “Eğer o, Allah'dan başkası tarafından olsaydı, muhakkak ki içinde birbirini tutmayan birçok söz ve ifadeler bulurlardı” meālindeki Nisā/82 āyet-i kerīmesine dayanarak ihtilafların her zaman belā olduğu şeklindeki mezheb düşmanı iddiasını tekrar gündeme getirmiştir (Silsiletut Da’ifa, 1:76 No: 57). Halbuki çok önceleri İmam Nevevī Sahih-i Müslim’e yaptığı şerhde bu görüşü çürütmüş ve şöyle demiştir: “Bir şey rahmet ise, onun zıddının rahmetin zıddı olması lazım gelmez. Kimse böyle bir şart öne sürmemiş ve hatta cahillerden ve cehaleti yayanlardan başka kimse böyle bir şey söylememiştir.” Bunun gibi, el-Münāvī Feyzü’l Kadir’de der ki: “Bu kalplerinde hastalık olan bazı kişilerde tezahür eden bir uydurmadır.”

33. İmam Busayrī’nin Kasīde-i Bürde’sini okuyanlara kin kusmakta ve onlara, yani Kasīde-i Bürde’yi okuyan milyonlarca Müslümana (ki bunların içinde Kasīde-i Bürde’yi okunması şart eserlerden biri olarak İslāmī müfredata dahil eden İbni Hacer el-Askalanī, es-Süyūtī ve es-Sehāvī gibi imamlar vardır. Bkz. Es-Süyūtī, Hüsn-ül-Muhādara, Kahire 1293 baskısı, 1:260 ve es-Sehāvī: A.J. Arberry, Sakhawiana: A Study Based on the Chester Beatty Ms. Arab. 773 (London: Emery Walker Ltd., 1951, s. 5-9)), “mehābīl” [kreten] diyerek hakaret etmektedir (es-San'ānī'nin Ref’ul-Estār’ının girişinde, s. 24-25).

34. Eş’arīleri küçülten yalanları devam ettirmektedir. Mesela, İmam Seyfeddin el-āmidī’nin namaz kılmadığını söylemektedir (Numan Alusi’nin el-āyāt'ul-Beyyināt’ına eklediği notlarda, s. 88). Halbuki, Dr. Hasan el-Şafii “el-āmidī ve ārāuhu'l-kelāmiyye” isimli dev biyografide āmidī’nin namaz kılmadığı şeklindeki bu hikayenin Şam’da mantık ve felsefe dersleri verdiği için kendisine karşı açılan bir kampanya sırasında yayılmış bir yalan olduğunu göstermiştir.

35. İlk olarak Mısır’daki Selefīyye Matbaası’nın kurucusu Münir Ağa tarafından öne sürülmüş olan ve İmam Muhammed el-Cüveynī’nin –İmam el-Haremeyn’in babasıdır- Eş’arī akidesinden “tevbe ettiği” ve güya “Risāle fī İsbāti’l-İstivā ve’l-Fevkıyye” başlıklı bir eser yazdığı şeklindeki yanlış iddiayı sürdürmektedir (Muhtasar el-Uluv, s. 277). Bu uydurma iddia günümüz “Selefīleri” tarafından bāriz saiklerle ve delilsiz olarak yayılmaya devam etmektedir. “Selefīler” [Vehhabīler] bunu İmam Cüveynī’nin [kendileri gibi] tecsim ve teşbih fikirlerini benimsediğini göstermek için kullanmaktadırlar. Halbuki böyle bir risaleden bibliyografyaların ve biyografilerin hiç birinde bahsedilmemektedir. Hatta, Zehebī bile el-Uluv isimli mücessime görüşleri ansiklopedisinde böyle bir risaleden bahsetmemektedir. Daha da mühimi, mezkur risale modern tartışmacı üslub ile yazılmıştır ve çağdaşımız olan mücessimelerin tipik saplantılarını yansıtmaktadır.

36. İctihad hakkındaki Muaz bin Cebel hadīsini –çok büyük bir ekseriyetle- sahih kabul ettikleri için fıkıh ālimlerini küçültmektedir. İslām’da “ilim” tarifinde fıkıh değil sadece hadīs olduğunu iddia etmektedir (el-Kasımī’nin el-Mesh ala'l-Cevrabeyn’ine eklediği notlarda, s.38. Muaz hadīsi hakkında Mayıs 1999 tarihli "[4] Probativeness of the Sunna" [Sünnetin Hüccet Oluşu] başlıklı yazımıza ve o yazıdaki 5 numaralı nota bakınız. [Mütercimin notu: Bu yazı internette bulunabilir.]) Halbuki selef ālimleri açıkca ifade etmişlerdir ki, fıkıh bilmeyen bir hadīs ālimi sapıtmış bir bid’açıdır! ālimi “elbette, Selefī ālim ma’nāsındadır, Halefī ālim (Mısırlı Şeyh) Gazalī değildir!” diyerek tarif etmektedir. (Tahrimu Alati't Tarab, s. 160).

El-Kurtubī der ki: “Allah adamlarından biri dedi ki: Zamanımızda henüz ortaya çıkmamış bir taife āhir zamanda ortaya çıkar, ālimlere lanet eder ve fakihleri aşağılar.” (El-Kurtubī, Tefsir, 7:191).

[Bu yazının İngilizce orijinali şu adreste bulunabilir:
https://www.livingislam.org/alb_e.html ]

Not (21 Temmuz, 2009): Bu yazı ilk olarak 2004'de "Albani and His Friends" isimli eserde neşredilmiştir. Bu tercüme yazının yukarıda bağlantısını verdiğim adresteki biraz kısaltılmış şekline göre yapılmıştır. Dr. Haddad bu kitabın 2. baskısının hazır olduğunu ve iki hafta içinde satışa sunulacağını haber vermektedir. Buradaki tercüme de yeni baskıdaki değişikliklere göre düzeltilecektir. Bu yazıyı kullanmak isteyen kardeşlerime benim kitabın 2.baskısına göre yapacağım değişiklikleri beklemelerini tavsiye ederim.

*

Translation is from: http://muratyazici.blogspot.com



The above text is further elaborated in
Shaykh Gibril F Haddad's book: "Albani and His Friends",
see also
Publications By Shaykh Gibril F. Haddad → 1a.3


For comparison only, not supported
•  Al-Albani's Revolutionary Approach to Hadith (pdf), S. Lacroix


"In any case, what Westerners call civilization, the others would call barbarity, because it is precisely lacking in the essential, that is to say, a principle of a higher order."
René Guénon, East And West, 1924

صلّى الله على سيّدنا محمّد و على آله و صحبه و سلّم

The blessings and peace of Allah on the Prophet, his Family, and his Companions, ( sallAllahu `aleihi wa sallam ) .



Oriental-pattern



grey-line

Related texts
link-in Al-Albani






trg4_upG2

* Living Islam – Islamic Tradition *